<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mIRC indir</title>
	<atom:link href="http://www.mircalem.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mircalem.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Jan 2010 18:16:44 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yabancı Cisim Kaçmasında İlkyardım</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/yabanci-cisim-kacmasinda-ilkyardim.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/yabanci-cisim-kacmasinda-ilkyardim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:16:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Cisim Kaçmasında İlkyardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Bir yaranın içine saplanmış, örneğin bıçak gibi yabancı cisimleri kesinlikle olduğu yerde bırakın. Cisim yarayı ve hasar gören damarları yalıtır. Cismi çıkarırken ağır kanamaya ve yeni yaralanmalara yol açabilirsiniz. Bu kural burun ya da kulağa sıkışmış yabancı cisimler için de geçerlidir. 
Kesinlikle birtakım aletlerle yabancı cismi kendi başınıza çıkarmaya kalkışmayın: Aksi takdirde daha fazla yaralanmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yaranın içine saplanmış, örneğin bıçak gibi yabancı cisimleri kesinlikle olduğu yerde bırakın. Cisim yarayı ve hasar gören damarları yalıtır. Cismi çıkarırken ağır kanamaya ve yeni yaralanmalara yol açabilirsiniz. Bu kural burun ya da kulağa sıkışmış yabancı cisimler için de geçerlidir. </p>
<p>Kesinlikle birtakım aletlerle yabancı cismi kendi başınıza çıkarmaya kalkışmayın: Aksi takdirde daha fazla yaralanmaya yol açabilirsiniz. Doktora gidin. Ancak çocuğunuz burnuna örneğin bakliyat soktuysa, bunu hemen çıkarmanız gerekir, çünkü parçalar şişip genişleyebilir. Ciddi öksürük ve yutkunma sorununa yol açan, yanlışlıkla yutulmuş yabancı cisimleri ve göze kaçan yabancı cisimleri kendi başınıza çıkarmaya çalışabilirsiniz. <span id="more-263"></span>Aşağıda sıralanan acil müdahale önlemleri işe yaramazsa, çocuğunuzu olabildiğince ivedi bir şekilde doktora ulaştırmahsınız. işitme kanalına kaçmış yabancı cisimleri sadece doktor çıkarabilir.</p>
<p>0 İlkyardım Önlemleri:<br />
> Çocuk yuttuğu bir yabancı cisimden dolayı nefes nefese hava almaya uğraşıyor ve morarma belirtileri gösteriyorsa, çocuğu üst bedeni aşağı gelecek şekilde dizinizin üstüne yatırın (aşağı sallandırmak). Şimdi elinizin iç kısmıyla kürek kemiklerinin arasına vurursanız, arka arkaya öksürmeye başlayacaktır. Şiddetli öksürük kesildikten sonra, çocuğun ağzındaki ya da gırtlağındaki yabancı cismi çıkarın. Bunun için çocuğu düz bir şekilde yere yatırın ve iki başparmağınızla çenesini aşağı doğru bastırarak, ağzını açın. Daha sonra başparmaklarınızdan biriyle diş sıralarının arasındaki yanağa bastırın. Diğer elinizin parmaklarıyla olabildiğince derine giderek, ağız ve gırtlak bölgesini araştırın ve yabancı cismi çıkarın. Bebeklerde bunun için bir iki parmağınızı kullanmanız yeter.<br />
> Alt taraftaki gözkapağının içine kaçtıysa, gözdeki yabancı cisimleri kendi başınıza çıkarmayı deneyebilirsiniz. Bunu yaparken çocuktan yukarı bakmasını isteyin, alt gözkapağım aşağı doğru çekin ve alt gözkapağının iç çeperini temiz, nemli bir bezle, dışarıdan içeriye, yani burna doğru silin. Çocuğun gözünün içini suyla yıkamayın, o zaman çocuk refleks olarak gözünü kapatacaktır. Tahta ya da plastik, bir yerlere saplanmış ya da gözkapağının üst kısmına kaçmış yabancı cisimleri doktorun çıkarması gerekir.</p>
<p>> Bazen çocuk kafasını kuvvetle sallayınca, kulağa kaçan yabancı cisimler çıkabilir. Burundaki yabancı cisimleri çıkarmak için, burun deliklerinden birini kapayıp, çocuğun kuvvetlice sümkürmesini sağlamak bazen işe yarar.<br />
> Bu ilkyardım önlemleri işe yaramadıysa, en kısa zamanda doktorla temasa geçmelisiniz!</p>
<p>0  Sık görülen belirtileri:<br />
1- Çocuk yabancı cisim yuttuysa:<br />
>  Aniden başlayan, şiddetli öksürük ve ıslığa benzeyen solunum sesi<br />
> Yutkunurken zorlanma<br />
> Yüzün morarması</p>
<p>2- Çocuğun gözüne yabancı cisim kaçtıysa:<br />
> Gözlerden yaş akması<br />
> Gözün kızarması<br />
> Gözkapağının sürekli ve hızla açılıp kapanması</p>
<p>3- Çocuğun burnuna yabancı cisim kaçtıysa:<br />
> Sadece ağızdan nefes alma<br />
>  Genizden konuşma</p>
<p>4- Çocuğun kulağına yabancı cisim kaçtıysa:<br />
> İşitme sorunları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/yabanci-cisim-kacmasinda-ilkyardim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toksit bakteriyel besin zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/toksit-bakteriyel-besin-zehirlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/toksit-bakteriyel-besin-zehirlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Toksit bakteriyel besin zehirlenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[A.R Eley
Bakteriyrel besin zehirlenmesi bağırsağa bulaşmasıyla başlar. (bölüm 2) . bunun sebebi besinlerde üretilen toksinlerin önceden bağırsağa nifız etmesidir
Bu bölümde toksin üretmekten sorumlu organizmaları örneğin staphylococcus aureus, clostridium botulinum, bacillus cereus ve diğer bağırsağa etki eden toksinleri mesela clostridium prefingens, B. cereus (ishal), enterogenic Esherichia coli (ETEC), ve enterohaemorrhagic Eschericha Coli (EHEC.

Shigella,pleisiomonas ve aeromonas gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A.R Eley</p>
<p>Bakteriyrel besin zehirlenmesi bağırsağa bulaşmasıyla başlar. (bölüm 2) . bunun sebebi besinlerde üretilen toksinlerin önceden bağırsağa nifız etmesidir</p>
<p>Bu bölümde toksin üretmekten sorumlu organizmaları örneğin staphylococcus aureus, clostridium botulinum, bacillus cereus ve diğer bağırsağa etki eden toksinleri mesela clostridium prefingens, B. cereus (ishal), enterogenic Esherichia coli (ETEC), ve enterohaemorrhagic Eschericha Coli (EHEC.<br />
<span id="more-261"></span><br />
Shigella,pleisiomonas ve aeromonas gibi arasırada olasa besin zehirlenmesiyle birleşerek toıksin üreten ve bölüm 4&#8242;te tartışacağımız diğer bahkteriler.</p>
<p>3.1 STAPHYLOCOCCUS AUREUS</p>
<p>3.1.1 Patogenesis<br />
Besinle taşınan toksinlerin bakteriler tarasından bağırsağa salgılanmasıuyla Staphylococcal besin zehirlenmesi olur.Bunlar Staphylococcal entoksin ve 8 serolojik ayrı tür(A,B,C1,C2,C3,D,E ve F)bunlarda uzun zamandan beridir belirlenmişti.Entertoksin F toksinlerin şok toksin sendromlarının biyokimyasını gösterir.Toksit şok sendrom toksin1(TSST-1) aybaşı boyunca kullanılan tamponlarlaçok sık işbirliği yaparak toksin şok sendromunu üretir.<br />
Öncül patogenesis deneyimler bize Staphylococcal besin zehirlenmesinin cholera toksin gibi klasik bir entertoksin olmadığını göstermiştir.Ta ik bağırsak salgısıyla direk rol oynadığını bilene kadar.Toksinlerin hareketleri bağırsakta etkili olmasına rağmen stimulus kusma merkezine etki ederek beyin yoluyla vagus nörüne ve neurotoksinlere ulaşır.</p>
<p>Besindeki bakterinin aktif büyümesi devam ettikçe toksin üretimi devam eder ve bu depolama denilen olay sık devam eder.Her toksin tek başına bir polypeptide zinciridir ki bu zincir 30 dakikanın özerindeki kaynamalara karşı birçok proteoytik enzimleri korur.Ama yinede bu sebzesel salgılar bazı durumlarda hayatta kalamazlar.Örneğin eğer toksin besinin içerisinde üreyebilirse pişirilme işleminden sonra bakteri ölse bile toksin faaliyetlerini eksiksiz sürdürebilir.Entertoksin türlerinden en çok tellaffuz edeleni(besin zehirlenmesinde)Staphylococcal entertoksin A(deniz) ki bu entertoksin yaklaşık %75&#8242;ini kapsar organızmada SED de besin zehirlenmesinin 2. en önemli nedenidir.Öncül çalışmalar entertoksin türlerindeki bir birlikteliği besinler ve staphylococci(ör. insan derisi)&#8217;ni kaynak göstermiştir.Her ne kadar birçok bulgu bu entertoksin üretildiğine dair SEA dan daha fazlaysa da kliniksel kanıtlar çok daha doğru orijinal düşüncelerden.Genellikle,yaklaşık olarak %15-20&#8217;si staph. areusinsan vücuduna entertoksin olarak bulunur;bu da bize besin-ellemenin bulaşmaktaki önemini gösterir.</p>
<p>3.1.2 Kliniksel Makaleler ve Tahminler</p>
<p>Bu tür besin zehirlenmeleri karakteristik bulantı,kusma,karın ağrısı ve halsızlıktır çok sık olarak ishal görülür ama az olarak görünmeyebilir.Zehirli besinin alınmasından yaklaşık olarak 1 ile 6 saat sonra kendisini gösterir.Ama bir çok hasta genelde 24 saat içerisinde tamamen toparlanır.</p>
<p>Spesifik bir terapinin olmaması ve organizmanın yavaşlaması bize semptomların ciddi şekilde yeterli olduğunu ve %10&#8242;un üstünde vakalar dışında hastahaneye gerek olmadığını gösterir.</p>
<p>3.1.3 Vaka ve epidemiology (Salgın Hastalık)</p>
<p>Birleşik Amerika&#8217;daki ikinci en sık rastlanan besin zehirlenmesi vakası ve tutanaklara göre Macaristan&#8217;da.İki ülkede de beslenme alışkanlıkları aynı gibi ve tabii ki salgın oranı da öyle.Bilinen yemeklerle ve birçok besin aracılığı ile Birleşik Devletler&#8217;deki hastalığın salgın olduğu öne sürülüyor.Grafikler gösteriyor ki staph.aureus besin zehirlenmesine İngiltere ve Japonya&#8217;da çok az rastlanılıyor.Her ne kadar bu oranların kaydedilmesi zor olsa da görüntü bu.<br />
Staph.aureus genellikle besinlere insan tarafından taşınıyor;yani bu insan eliyle veya çapraz contamination denilen(kaşık,bıçak,kürdan,cam,düğme)gibi durumlarda oluyor.Özellikle inek ve sığırlarda alınan günlük ürünlerde enfeksiyon bulaşabilir,%25 ile %50 oranında staph.aureus insanlardan besinlere bulaştırılıyor maaleseef birçok burkulma,yara,bere besin zehirlenmesine neden oluyor.3 gruba bağlı olarak ve bu nedenle de hastalığın ortaya çıkması çok kolay olabiliyor.</p>
<p>Staphylococcilnip(Bölüm 2.1)phage türleri epidemiolojinin araçları olarak,besin zehirlenmesinin salgınının belirlenmesinde uzun yıllar kullanılıyor.Besin zehirlenmesinin staphylococcal ile ortaklığı kontrol edildiğinde entertoksin üretimi ve bunun izole edilmesinin mümkün olunabildiği anlaşılmıştır.Yine de her zaman entertoksin üretiminin tek başına kaynak olmadığı da görülmüştür;ve bu durumlarda da phage türünün kombinasyonu,karakteristik entertoksin üretimi çok önemlidir.</p>
<p>Genus Staphylococcus pıhtılaşma testi üzerinde geleneksel olarak olarak 2 gruba ayrılıyor .geniş ana besin zehirlenmesi staph.aureus(Pozitif pıhtılaşma)iken diğer geriye kalanın ise negatif pıhtılaşma şeklinde olduğu kaydedilmiştir. Negatif pıhtılaşmanın olduğu Staphylococci bir kenara atılmamalı eğer özellikle besinde çok sayıda bulunduğu hallerde;ama staph.epidermidis normal deri ve hijyenin az olduğu yerlerin bize hatırlatıyor.Dahası organızmada entertoksin üretime zayıf çalışıyor.</p>
<p>Son zamanlarda 2 yeni tür staph.intermedius ve staph.hyicus ki bunlar pıhtılaşma ve DNase de pozitif çıkarlar ve entertoksin taşırlar.Yinede şu anda bu besin zehirlenmelerinin önemi bilinmiyor.</p>
<p>3.1.4Ekoloji ve Besin Maddeleri</p>
<p>Staph.Aureus deri üzerinde bulunan ve insanlara burun yolu ile de geçebilen ana patogendir.Bu organizmalar havada,sütün içinde ve pis su(lağımda)görülebilir.<br />
Bu çeşit besin zehirlenmesi daha çok pişmiş yemeklerin soğuk yenmesinden,örneğin yumurta ve et,hazırlanmış olan krema ve diğer günlük besinlerden(tablo 3.5)bulaşır.Pişmiş yiyeceklerde az sayıda entertoksin bulunur.</p>
<p>3.1.5 Kontrol</p>
<p>Staph.aureaus besin zehirlenmesinin kontrolündeki ana problem insanlara elle geçecek kadar kolay oluşundan ve yüksek oranda insanda üremelerinden kaynaklanır.İdeal olarak besin ellenir ellenmez pişirilmelidir.Bu bakterilerin çoğalmadan yok edilmesi olarak da nitelendirilebilinir.Besinler gerekli sıcaklıkta korunmalı ve normal pişirmeyle yok edilebilmeli.Açıkçası besinlerin her zaman ellernir ellenmez pişirilmesi münkün değildir.Ek olarak soğuk yenen yiyecekler dokunulduktan sonra yeseler bile bazen artıp saklanırlar.Dokunmaya minimize etmek pişirmeden ve servis ederken bunu sağlamak lazım.</p>
<p>3.2 Clostoridium Botulinum</p>
<p>Clşostridialar gram-pozitif anaerobik,endospore-forming bacilllidirler</p>
<p>3.2.1 Pathogenesis</p>
<p>Botulism botulinum toksinlerinin üretilmesiyle oluşur bunlar protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doğal zehir olarak protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doğal zehir olarak bilinirler.Klinik testleri ve hayvanlar üzerinde yapılan testlerde bunların öldürücü derecede toksin üretebildikleri anlaşılmıştır(0.1 ve 1.0 Mg).Bilinen 7 çeşit botulinum toksinine rağmen A,B ve E çok seyrek olarak da F ve G insanlar üzerinde etkilidir.Önce toksinler hızla çoğalır vücuda yayıldıktan sonra 24 saat içerisinde ölüm vakalarına rastlanmıştır.</p>
<p>Besin kaynaklı botulism çevreden buluşan sporlarla olur.Bunlar pişirme ve korumayla öldürülemezler ve uygun koşullarda hemen çoğalmaya başlarlar ve toksin üretmeye başlaralar.Maaleseef ki 80&#8242;C&#8217;de 10 dakika ısıtılsa bile bunlar yaşayabilirler.Düşük sıcaklıkda da çoğalamazlar veya düşük pH değerinde 4&#8242;C ve pH 4 değerinde çoğalırlar.</p>
<p>3.2.2 Kliniksel Bulgular</p>
<p>Botulismin belirtileri 12 ve 36 saat arasında kendini gösterir.Bu süre bazan 8 gün olabilir bu durum toksinin dozajına göre değisir ,kaslarda zayıflık başgösterir.Ama mide buluntası,kusma ve ishal da olabilir ama her zaman değil.asphyxiationların olmaya başlaması solunum problemine yol açar.<br />
Bilinen diğer 2 botulism türü ise yara botulism ve çocuk botulismi.Yara botulismi neurointoxinationa bağlı olarak yaradı filizleniyor.Çocuk botulismi ise yeni keşfedilen bir botulism türü.Bu türde sporlar kişide filizleniyor ve kişiye nüfus ederek vivo denilen toksin salgılıyor.Son zamanlarda bir çok ergin insanda da bu vakaya rastlandı.</p>
<p>3.2.5 Ekoloji ve Besin Maddeleri<br />
İnsanlara ve hayvanlara nüfuz edebilen bu hastalık toprak ve çamurla sebzelerde buluşarak geçebilir.Anaerobik koşullara ayak uydurabilir hatta 2 saat kaynar suda bile sporlar ölmez sadece yoğun bir basınçla öldürebilir.Sporlar eğer yokedilmemişse sebzesel salgılardan giriş yapıp filizlenebilir toksinlerini de yaymaya başlarlar.</p>
<p>Geleneksel olarak botulism evde saklanan besin ve sebzelerden insanlara bulaşabilir ama bunun önemi de son yiıllarda azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle geleneksel yemeklerle azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle,geleneksel yemeklerde ve sebzelerle çok kolay bulaşabilir.Zehirli besinlerin hepsi çok tehlikeli çünkü fenalaşma belirtileri bile göstermiyor.</p>
<p>3.2.6 Kontrol<br />
Cl .botulinum&#8217;u kontrol etmenin bilinen metodu besinleri dizayınlarını korumak ve organizmalar tarafından zarar görmelerini önlemek besine yapılacak olan bir veya birkaç faktötrü kapsar :pH,aw(su aktivitesi),soğutma,tuz,Eh(redox potansiyeli),nitrit,kutulamak ve duman.Buna rağmen birçok saklanmış besin potansiyel tehlikelidir,Cl botulinumun çoğalması ve toksin sayılaması</p>
<p>3.2.3 Tahminler<br />
Botulism ciddi bir hastalıktır ama bazen kişinin bağışıklık sistemi ve anti-toksinlerin aşamada olması ölümle sonuçlanabilir.1949&#8242;dan önce ölüm vakaları %60 iken şu sıralar %10 gibi çok az bir oranda.1989 arası 30 vakadan da az botulism besin zehirlenmesi kaydedilmeştir.İngiltere&#8217;de en çok salgın bu ülkede 1989 yılında 27 hasta şeklinde gelişti(tablo 3.7),yoğurtla karıştırılmış fındık ezmesi zehirlenmeye yatkın besinlerdir.Bu da İngiltere ve Kuzey Galler&#8217;de tüketilir.Çin ve Alaska&#8217;da son 30 yılda 1000 salgına rastlanmıştır.Bu bögelerde botulism geleneksel yemeklerle örneğin balık ve saklanmış fasulye ve diğer pişmemiş yemeklerle çok kolay bulaşabiliyor.</p>
<p>Coğrafik olarak toksinler hastalıklar yapabiliyor örneğin Çin&#8217;de A türü kuzey batı bölgesinde B türü kuzey ve E türü de kuzey doğu bölgesinde çok yaygındır.Alaska&#8217;da yapılan 30 yıllık bir çalışma E türünün %73 oranında laboratuvar sonuçlarından salgınlığını tespit etmiştir.İngiltere&#8217;deki son zamanlardaki fındık ezmesi zehirlenmesi salgınından B türünün sorumlu olduğu anlaşılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/toksit-bakteriyel-besin-zehirlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şok</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/sok.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/sok.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:15:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku, sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:
Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok; akciğer damarlarının âni tıkanıklığı vs.), septik şok (enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (âni allerjik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku, sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:</p>
<p>Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok; akciğer damarlarının âni tıkanıklığı vs.), septik şok (enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (âni allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik şok (âni üzüntü, korku, âni sevinç vb.), endokrin hastalıklara (hormonal bozukluklar) bağlı şok, cerrahî şok, irreversibl şok (iyileşemeyecek ve ölümle sonlanacak olan şok).<br />
<span id="more-259"></span><br />
Şokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak kan kaybına bağlı şoku ele alalım: İlk devre, erken devre ismini alır. Hafif kanamalarda teşekkül eden şokun erken devresinde kalp debisi ve tansiyon bir miktar azalır. Bu devrede vücûdun bazı savunma mekanizmaları şokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar. Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar. Çevre damar direnci artar ve böylece kalpten pompalanan kan, daha ziyâde hayâtî organlara yöneltilmiş olur. Ayrıca bâzı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek vücutta su ve tuz tutulmasını sağlamak sûretiyle tansiyonun düzeltilmesinde, şokun bu erken devresinde etkili olurlar.</p>
<p>Şokun ikinci devresi ilerlemiş devredir. Bu devrede vücudun savunma mekanizmaları, organların normal olarak kanlanmasının temininde yetersiz kalırlar. Böylece bu organlarla ilgili çeşitli yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Meselâ, böbreğe gelen kan akımının ileri derecede azalması, idrar miktarının da azalmasına ve böylece böbrek yetmezliğine yol açar.</p>
<p>Şokun son devresi, irreversibl (geriye dönüşü olmayan) şok devresidir ki, bu devrede organlardaki bozukluklar had safhaya ulaşır. Bütün tedâviler yetersiz kalır ve ölüm husûle gelir.</p>
<p>Şokun kliniği: Nabız sayısıyla belirginlik (ele gelme) derecesi şokun mevcudiyeti ve ağırlığı hakkında bilgi veren güvenilir kaynaklardır. Nabız ne kadar süratli ve hafifse, şok o kadar ağır kabul edilir. Bâzan nabızda düzensizlik de görülebilir.</p>
<p>Şokta tansiyon, yâni kan basıncı düşer ve bu düşme oranında şokun derinliği de artar. Genellikle tansiyonu 100-130 mm cıva basıncı civarında seyreden bir kimsede tansiyon 80 mm cıva basıncının altına düşerse, dikkatli olmak gerekir. Şok husûle gelebilir. 80-90 mm cıva basıncı tansiyonla normal hayâtını sürdürenler olduğu gibi, normalde tansiyonu yüksek seyretmekte olan bir kimsede ise sistolik basınç 110 mm’nin altına düşünce şok meydana gelebilir. Solunum sayısı artar ve solunum sathî bir hâle gelir.</p>
<p>Şokta genellikle, vücut ısısı düşer. Sâdece bakteriel şokta ısı yükselir.</p>
<p>Hastanın genel görünümü şokun anlaşılmasında büyük önem taşır. Hastanın rengi soluktur, tırnaklar morumtraktır. Cilt nemli ve soğuktur. Başlangıçta korku içinde ve telâşlı görünen hasta, zaman geçtikçe durgunlaşır ve nihâyet dolaşım yetmezliği neticesi komaya girer. Hasta müthiş bir bitkinlik ve hâlsizlik içerisindedir.</p>
<p>Şoktaki hastada, şoka sebep olan hastalıkla ilgili klinik bulgular da sözkonusudur. Meselâ, yemek borusu varisi kanamasına bağlı olarak şoka giren bir hastada sirozla ilgili belirtiler bulunur.</p>
<p>Şoktaki hastada, laboratuvar bulgularında çeşitli değişiklikler olur. Meselâ, kanın PH değeri asit tarafa kayar, hematokrit değeri, bâzı şoklarda dokulardan damar içine mâyi akımı olduğundan relatif olarak düşer. Bâzılarında ise (meselâ yanık ve dehidratonyon şoklarında) yükselir. İdrar miktarı azalır, merkezî toplardamar basıncı azalır, dolaşım zamânı uzar.</p>
<p>Tedâvi: Şok tedâvisinde temel prensip, şoka sebep olan âmili bulup, ortadan kaldırmaktır. Meselâ, kan kaybının durdurulması, enfeksiyonun tedâvi edilmesi, şiddetli ağrının giderilmesi, allerjik hâdiselerin ortadan kaldırılması, hormonal bozuklukların düzeltilmesi gibi.</p>
<p>Sebebi ne olursa olsun her şok vak’asında alınması gerekli bâzı tedbir vardır: Hastaya idrar sondası takılarak, idrar miktarı kontrol edilir. Damara girilerek, hasta, damardan beslenir, gerekli ilâçlar (ağrı kesici, antibiyotik, tansiyon yükseltici, kortikosteroidler vb.) bu yolla verilir. Gerekiyorsa hastaya oksijen verilir, mîde sondası takılır, kan kaybı varsa tâze kan nakli yapılır, hastanın vücut ısısı yükseltilir ve hasta sıkı bir tâkibe alınır.</p>
<p>Özellikle çeşitli kazâlarda ve yaralanmalarda şoku önlemek, tedâvisinden daha önemlidir. Yaralanan bir şahısla karşılaşıldığında ilk yardım olarak, varsa kanaması en basit metodlarla durdurulur, solunum ve kalp masajı yapılır, şahıs aslâ ayağa kaldırılmaz, ayakları, vücut seviyesinin üstünde tutulur, üzeri battaniyelerle örtülür, varsa ağrı kesici verilir ve en seri vâsıtalarla hastâneye gönderilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/sok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suni Solunum ve Kalp Masajı</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/suni-solunum-ve-kalp-masaji.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/suni-solunum-ve-kalp-masaji.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:14:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Suni Solunum ve Kalp Masajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Suni Solunum ve Kalp Masajı Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciğerlerin havalandırılmasını sağlamak ve durmuş olan kalbi yeniden çalıştırmak için yapılan işlemler. Boğulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hallerde ve genel olarak zahiri ölüm halindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduğu kadar çabuk tatbik edilmelidir. Bütün vakalarda önce üst solunum yollarını tıkayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Suni Solunum ve Kalp Masajı Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciğerlerin havalandırılmasını sağlamak ve durmuş olan kalbi yeniden çalıştırmak için yapılan işlemler. Boğulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hallerde ve genel olarak zahiri ölüm halindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduğu kadar çabuk tatbik edilmelidir. Bütün vakalarda önce üst solunum yollarını tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. Boğulma halinde ağızdaki suyu ve salgıları boşaltmak; asılma halinde ipi kesmek; elektrik çarpmasında akımı kesmek; gazla boğulma hallerinde hastayı temiz havaya çıkarmak gereklidir.</p>
<p>Bu tedbirler alındıktan hemen sonra, normal solunum geri gelinceye veya bir cihazla, <span id="more-257"></span>sun&#8217;i solunuma başlayıncaya kadar ağızdan ağıza, ağızdan buruna veya elle sun&#8217;i solunum yaptırma manevralarından biri uygulanır. Sun&#8217;i solunumun zamanında başlatılması çok önemlidir. Çünkü beyin hücreleri oksijensizliğe 4-5 dakikadan fazla tahammül edemezler.</p>
<p>Ağızdan ağıza solunum metodu: Hasta sırt üstü dümdüz yatırılır. Baş iyice arkaya doğru gerdirilir ve bir elle iyice arkaya doğru bastırılır, burun tıkanır. Sonra ağız açılır, ağız boşluğu temizlendikten sonra, alt çene öne doğru çekilir, dil bir bezle altçene dişlerinin üstüne doğru bastırılıp hareketsiz tutulur. Dudaklar hastanın ağzına yapıştırılır. Dakikada 12-16 defa olacak şekilde üflenir. Bu üflemelerde hastanın göğsü genişlemelidir. Çocuklarda üfleme ritmi daha fazla olmalıdır. Kurtarıcı ağzını ayırıp çeker, hastanın göğüs kafesi küçülür ve böylece hasta kendiliğinden nefes vermiş olur.</p>
<p>Ağızdan ağıza solunum baş enseye doğru gerdirilmek şartıyla (yolda kaza geçiren veya yıkıntı altında kalan kimseler vs.) oturma durumunda da uygulanabilir.</p>
<p>Ağızdan buruna solunum metodu: Yukarıdakine benzer bir usuldür. Üfleme, ağız kapatılarak burun yoluyla yapılır.</p>
<p>Küçük çocuklarda aynı anda hem ağızdan hem de burundan üflenebilir.</p>
<p>Bu usuller herkes tarafından her yerde ve her durumda uygulanabilir. Kurtarıcı çok çabuk yorulacağından nöbetleşe kurtarıcı değiştirmek gerekir.</p>
<p>Elle yapılan manevralar: Hastanın göğüs kafesini, nefes alma ve verme hareketlerine benzer ritmik hareketlerle bastırmak ve genişletmek esasına dayanır. Göğüs kafesi esnek olduğundan üzerine basılınca nefes zorla dışarı çıkar, baskı kalkınca göğüs genişler, eski haline gelir ve tekrar nefes alınır. Bu sırada kollara yaptırılan hareketlerle nefes alma kolaylaştırılabilir.</p>
<p>Schaefer metodu: Yüzü koyun yatan hastaya uygulanır. Kurtarıcı bel hizasında ata biner gibi hastanın üzerine çıkar, el ayalarıyla göğüs kafesi üzerine bütün ağırlığıyla basar ve nefes vermeyi sağlar, baskı kalkınca göğüs kafesinin esnekliği sayesinde, nefes alma meydana gelir. Bu metodda ağzın boşalması kolaylaşır. Ancak solunum yetersiz kalabilir.</p>
<p>Nielson-Hederer metodu: En üstün tekniktir. Ancak iki kurtarıcı gerekir. Hasta yüzükoyun yatırılır, kollar bükülür, baş eller üzerine yerleştirilir. Kurtarıcılardan biri Schaefer metodunda olduğu gibi, nefes vermeyi sağlarken ikinci göğsü yerden hafifçe kaldıracak şekilde dirsekleri bükerek nefes almayı sağlar. Eğer kurtarıcı tekse hastanın başucuna oturur ve iki zamanlı hareketi şöyle ayarlar: Nefes alma yukarıdaki gibidir, nefes verme ise dirsekler yere bırakıldıktan sonra, kürek kemiklerine bastırılarak sağlanır. Bu usul oldukça yorucudur. Suni solunumu 15-20 dakika hatta bir saat veya daha fazla uzatmak gerekebilir. Çünkü kendi kendine solunum başlayıp tekrar durabilir.</p>
<p>Elle çalışır respiratörlerle sun&#8217;i solunum: Bir maskesi, bir konnektörü, bir kapağı ve bir balonu vardır. Bu şekilde olanlara Ambu respiratörü denir. Maske hastaya uygulandıktan sonra, balonun ritmik olarak sıkılması ile balondaki hava hastanın akciğerlerine geçer. Ambu&#8217;ya oksijen de katılabilir.</p>
<p>Otomatik respiratörlerle sun&#8217;i solunum: Bu amaçla kullanılan respiratörler özelliklerine göre başlıca iki gruba ayrılırlar:</p>
<p>1. Volümetrik respiratörler: Örnek olarak Spiromat&#8217;ı gösterebiliriz. Hiç solunumu olmayanlarda kontrollü solunumu sağlar. Buna karşılık yardımcı solunumda, hastanın solunumuna adaptasyonda zorluklar vardır. Volümetrik respiratörler, yüksek kapasitelidir. Elektrikle çalışırlar, oksijen oranı solunum hacmi, adedi, soluk alma-verme basınçları ve aralarındaki oran direkt ayarlanır.</p>
<p>2. Manometrik respiratörler: Örnek; Bird ve Bennet&#8217;tir. Oksijen veya havayla çalışır. Yardımcı solunuma da kolayca uyarlar. Kullanılmaları kolaydır. Fakat özellikle çok şişmanlarda volümetrik respiratörler kadar etkili değildirler.</p>
<p>Kalp masajı: Kalbi durmuş olan şahıslara en geç 5 dakika içinde kalp masajına başlanmalıdır. Daha geç kalındığı takdirde, kalp yeniden çalıştırılırsa bile, şahıs bitkisel hayata girecektir. Zira, beyindeki sinir hücreleri kansızlığa 4-5 dakikadan fazla dayanamazlar.</p>
<p>Kalbi duran şahsın, derhal şuuru kaybolur ve yere yıkılır. Fakat her şuuru kapalı veya baygın şahsın kalbi durmuş demek değildir. Şuuru kapalı bir halde yatan şahsın kalbinin çalışıp çalışmadığını anlamak için, önce nabzına bakılır, nabız alınamıyorsa göğsün üzerinden kalp kontrol edilir, çalıştığına dair bir alamet yoksa, derhal kalp masajına geçilir.</p>
<p>İki türlü kalp masajı vardır: Açık masaj ve kapalı masaj. Pratikte uygulanan kapalı kalp masajıdır. Açık kalp masajı, elle direkt olarak kalbin sıkıştırılması suretiyle yapılır ki bu da ancak ameliyatlar esnasında mümkün olabilir veya kapalı kalp masajında bir netice alınamazsa ve başka imkan da yoksa, göğüs kafesinin kırılması suretiyle kalbe açık masaj yapılabilir.</p>
<p>Kapalı kalp masajı: Etkili bir sun&#8217;i solunum sağlanır sağlanmaz, etkili bir kalp masajına başlanmalıdır. Etkili bir kapalı kalp masajı için hastanın sert bir yere yatırılması çok mühimdir. Eğer hasta yatakta yatıyorsa, yatağın altına tahta vs. gibi sert bir şey konulmalıdır. Kalp masajını yapacak şahıs hastanın sağına geçer, hafifçe hastanın üzerine eğilir. Dirseklerini kırmadan sol elinin ayasını göğüs kemiğinin (= sternumun) 1/3 alt bölümüne yerleştirir. Bu elini artık hiç yerinden oynatmayacaktır. Sağ elini de sol elinin üzerine koyar. Omuzlarından kuvvet alarak göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırır, yarım saniye bu vaziyette bekler, sonra sağ elini gevşetir. Bu işleri ritmik olarak dakikada 60-70 kere tekrarlar. Etkili kalp masajı sırasında normal kan akımının 1/3&#8242;ü yaklaşık 30-50 mm cıva basıncıyla çevreye gönderilebilir. Kendine getirme işini bir kişi tek başına yapıyorsa, arka arkaya 5 kalp masajı yaptıktan sonra, sun&#8217;i solunum yapar ve aynı işi bu şekilde devam ettirir. Kendine getirmeyi iki kişi yapıyorsa, yine her bir sun&#8217;i solunuma karşılık 5 kalp masajı yapılmalıdır. Kapalı kalp masajına hiçbir sebeple 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir.</p>
<p>Kapalı kalp masajının bazı komplikasyonları olabilir: Göğüs kemiği kırığı, kaburga kırıkları pnömütoraks (göğse hava kaçması), hemotoraks (akciğerleri örten iki tabakalı göğüs zarlarının arasında hava ve kan toplanması), aort damarı yırtılması, dalak ve karaciğer yırtılması gibi. Bunlara mani olmak için, elin göğüs kemiğindeki yerinden daha aşağıda olan ksifoid (göğüs kemiğinin hançer şeklindeki alt ucu) üzerine kaymamasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca göğüs kemiğinin alt ucuna veya kaburgalar üzerine basınç tatbik edilmemelidir. Tatbik edilen basınç çok ani ve çok şiddetli olmamalıdır. Göğüs ve karın üzerine aynı zamanda basınç yapılmamalıdır: Sun&#8217;i solunum esnasında kapalı kalp masajına ara verilmelidir.</p>
<p>Sun&#8217;i solunum ve kapalı kalp masajıyla femoral (uyluk) veya karotis (boyun) atardamarında nabzın alınması, göz bebeklerinin küçülmesi, morarmanın gerilemesi ve normal solunumun geri dönmesi temel hayat desteğinin başarıyla yapıldığının önemli bulgularıdır. Bu şekilde temel hayat desteğini devam ettirirken, bir yandan da ileri hayat desteğinin teminine geçilmelidir. Bu da mutlaka hastane şartlarında olmalıdır.</p>
<p>DİKKAT: Suni solunum ve kalp masajı sadece yeterli donamıma sahip sağlık personeli ve bununla ilgili eğitim almış kimseler tarafından yapılmalıdır. Bu konuda eğitim almadıkça kimseye müdahale etmeyiniz, en kısa sürede 112 Acil hattını arayınız. </p>
<p>Kaynak: Rehber Ansiklopedisi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/suni-solunum-ve-kalp-masaji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soba Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/soba-zehirlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/soba-zehirlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:14:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Soba Zehirlenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir.</p>
<p>Tehlike kaynakları<br />
- Kapalı ortamda meydana gelen yanmalar (açık ocaklar, bacası çekmeyen soba &#8211; şofbenler, bacasız gaz sobaları gibi).<span id="more-255"></span><br />
- Isıtma amacıyla kullanılan her tür soba ve ocakta (havagazlı, linyitli, kok kömürlü v.b.) yanma sırasında oluşur.<br />
- Karbon monoksit, havagazı ve jeneratör gazlarının bileşiminde bulunur. Ayrıca kokhane gazlarında, yangın ve patlamalarda çıkan dumanlarda vardır.<br />
- Motorların ekzos gazlarında vardır (benzinli motorlarda çok, di esel motorlarında daha az.). Özellikle kapalı garaj, park binaları, feribotlar, motor onarım ve bakım işlikleri bu bakımdan tehlikelidir. Ayrıca:<br />
- Yanlış yapılmış ve defektli her tür ısıtma sistemleri,<br />
- Açık ocaklar,<br />
- Karbon monoksitli gazların üretimi, dağılımı, kullanımı,<br />
- Tünel, maden ocağı gibi yerlerdeki yangın ve patlamalar,<br />
- Kimya endüstrisinde karbon monoksit kullanılan işlemler, başlıca tehlike kaynaklarıdır.</p>
<p>Etki Şekli<br />
Karbon monoksidin zehirli etkisi hemoglobine (Hb) (kanda oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) içeriğinde bulunan bir madde) oksijene göre çok daha fazla bağlanmasından kaynaklanır. Ortaya çıkan karboksihemoglobin (CO-Hb) hipoksemiye neden olur. Bu birleşme geri dönüşümlüdür, yani ayrılabilir.</p>
<p>Karbon monoksidin hemoglobine olan bağlanma kapasitesi, oksijeninkinden ortalama 300 kez daha güçlüdür. CO-Hb bileşiminin tüm vücut genelindeki durumu zehirlenmenin derecesini belirler. Bu da şu etkenlere bağlıdır:<br />
- Soluk alma havasındaki CO konsantrasyonu,<br />
- Solunum dakika hacmi, etki süresi,<br />
- Hemoglobin miktarı.</p>
<p>Zehirlenme (Akut)<br />
Hemoglobinin % 20si CO-Hbe dönüştükten sonra belirtiler giderek şiddetlenir:<br />
- başağrısı<br />
- baş dönmesi<br />
- bulantı, kusma,<br />
- taşikardi ve kan basıncı yükselmesi,<br />
- bazen pektanjinöz yakınmalar,<br />
- kulak çınlaması,<br />
- dalgınlık,<br />
- genel bitkinlik,<br />
- apati,<br />
- bazen kas kranpları,<br />
- cildde kiraz kırmızısı renk,<br />
- bilinç kaybı (% 50 CO-Hb oluşumunda),<br />
- Ölüm (% 60-70 CO-Hb oluşumunda)</p>
<p>Kronik Sağlık Bozukluğu<br />
Düşük miktarlarda uzun süre maruziyete bağlı zararları öncelikle merkezi sinir sistemi ve kalpte ortaya çıkar.Dar anlamda kronik karbon monoksit zehirlenmesi tartışmalıdır. Ne var ki, yinelenen, az miktarda, ancak uzun süreli maruziyetlerde, psikolojik ve sinirsel bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Akut zehirlenmelerinin bıraktığı sekeller de bunlara katılabilir.<br />
- Uyku, bellek bozuklukları, parkinsonizm,<br />
- görme ve konuşma bozuklukları,<br />
- kalpte aritmiler, miyokard zararları.</p>
<p>Özel Laboratuvar Testleri<br />
Kanda karboksihemoglobin (normalde kandaki Hbnin % 1i COHbdir, sigara içenlerde % 10a kadar saptanabilir, tolere edilebilen üst sınır: % 20, eksitus: % 60-70)<br />
Solunum (dışarı verilen) havasında karbon monoksit.</p>
<p>İlk Yardım<br />
- kazada yerinden uzaklaştırma, temiz havaya çıkarılmalıdır<br />
- suni solunum,<br />
- gerekirse entubasyon,<br />
- oksijen verilir<br />
- solunum ve dolaşıma yardımcı ilaçalr verilir,<br />
- hasta sıcak tutulmalıdır.<br />
Suni solunum ve gerekirse kalp masajı uzun süre yapılmalıdır.</p>
<p>Karbon monoksitle ilgili bazı teknik bilgiler:</p>
<p>Formülü : CO<br />
Rölatif Molekül ağırlığı : 28,1<br />
Kaynama noktası : -191,5C<br />
Ergime noktası; : -205°C<br />
Yoğunluk (0°C) : 1,25 g/It.<br />
Buhar yoğunluğu (hava = 1) : 0,97<br />
MAK değeri: 50 ppm (sm3/m3)= : 55 mg/m3</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/soba-zehirlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak ve Soğuk Çarpmalarında İlk Yardım</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/sicak-ve-soguk-carpmalarinda-ilk-yardim.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/sicak-ve-soguk-carpmalarinda-ilk-yardim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak ve Soğuk Çarpmalarında İlk Yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[Normal vücut ısısı 36 &#8211; 37 °C dir. Bu ısı, karmaşık mekanizmalarla sabit tutulmaya çalışılır. Normalde, vücudun ısı düzenleyici mekanizmaları iyi çalışır ve organizma (vücut) belirli ısı değişikliklerini oldukça iyi tolere edebilir.
Ancak, organizma başa çıkabileceğinden fazla sıcağa maruz kalırsa hastalıklar oluşabilir : sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması gibi. Ya da tam tersi, başa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normal vücut ısısı 36 &#8211; 37 °C dir. Bu ısı, karmaşık mekanizmalarla sabit tutulmaya çalışılır. Normalde, vücudun ısı düzenleyici mekanizmaları iyi çalışır ve organizma (vücut) belirli ısı değişikliklerini oldukça iyi tolere edebilir.</p>
<p>Ancak, organizma başa çıkabileceğinden fazla sıcağa maruz kalırsa hastalıklar oluşabilir : sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması gibi. Ya da tam tersi, başa çıkabileceğinden düşük ısıya maruz kalırsa yine sorunlar ortaya çıkacaktır : kısmi veya tam donma gibi.</p>
<p> SICAK KRAMPLARI :</p>
<p>Aşırı egzersizden sonra, genellikle, bacak kaslarında görülen ağrılı kas spazmlarıdır.<br />
<span id="more-253"></span><br />
 İlkyardım:</p>
<p>* Kişi gölgelik ve/veya serin bir yere alınır,</p>
<p>* Hasta yatırılarak (veya oturtulabilir de) kramp geçene kadar kasları dinlendirilir. Özellikle sporcuların tekrar antremana  </p>
<p>    başlayabilmeleri için en az 12 saat dinlenmeleri gerekir.</p>
<p>* Su (veya dengeli elektrolit solüsyonu; limonata, ayran vb) içirilebilir. Sıcak krampında vücutta yeterli elektrolit vardır, ancak kramp</p>
<p>    nedeniyle dengeli dağılımı engellenmiştir  o nedenle bol sıvı içmenin yanı sıra dinlenme çok önemlidir.</p>
<p>* Tedavi edilmezse sıcak bitkinliğine dönüşebilir.</p>
<p> SICAK BİTKİNLİĞİ (yorgunluğu; baygınlığı) :</p>
<p>En sık görülen sıcak acillerindendir. Aşırı terleme nedeniyle, aşırı sıvı-elektrolit (su &#8211; tuz) kaybı ortaya çıkar. Bunun sonucunda ise aşağıdaki belirtiler görülür :</p>
<p> &#8211; Aşırı terleme sonucu cilt soğuk ve nemlidir,</p>
<p>- Baş dönmesi,  bayılma  hissi olabilir,</p>
<p>- Nabız hızlı ve zayıftır,</p>
<p>- Vücut ısısı artmıştır, ancak 39°C üstüne çıkmaz.</p>
<p> İlkyardım:</p>
<p>* Kişi serin ve/veya gölgelik bir yere alınır, fazla  giysileri çıkartılır,</p>
<p>* Bilinci yerindeyse (kendi içebilecek durumdaysa); su, ayran gibi içecekler içirilir (1 litre kadar). ASLA ALKOLLÜ İÇKİ İÇİRİLMEZ !</p>
<p>* Durumu düzelmiyorsa veya daha kötüleşiyorsa hemen hastaneye götürülür.</p>
<p>* Tedavi edilmezse sıcak çarpması gelişir.</p>
<p> SICAK ÇARPMASI :</p>
<p>Vücut başa çıkabileceğinden çok fazla ısıya maruz kalmışsa, vücut ısısı, hızla, doku hasarına yol açan düzeye yükselir ve ölümle sonuçlanabilir.</p>
<p>Sıcak çarpmasına yol açabilecek sebepler : kapalı-kötü havalanan-nemli ortamlarda aşırı fiziksel aktivite yapmak, sıcak hava dalgaları esnasında havalandırma sistemleri bulunmayan veya havalandırılmayan binalarda yaşamak (özellikle yaşlılar, bebekler, kalp veya kronik hastalığı olan kişiler risk altındadır), sıcak yaz gününde çocukları kilitli arabada bırakmak, aşırı sıcak ve nem ortamı yükselmiş havalarda dışarıda spor veya ağır iş yapmak.</p>
<p>Havadaki nem oranı  % 70 in üzerine çıktığında,  ortam neme doyduğundan terleme olmayacağı için, vücuttan ısı kaybı gerçekleşemez dolayısıyla vücut ısısı artar, cilt  ısıyı atamadığı için sıcak, kuru ve kızarıktır.   </p>
<p> Belirtileri :</p>
<p>- Vücut ısısı hızla yükselir, 39° C  üzerindedir,</p>
<p>- Cilt kuru, sıcak ve kızarıktır,</p>
<p>- Kişinin çevreye olan ilgisi hızla azalır, bilinç kaybı gelişir,</p>
<p>- Nabız yavaşlar ve zayıftır,( kan basıncı düşer ),</p>
<p> İlkyardım:</p>
<p>*  Vücut 39°C? ye kadar hızla soğutulur, 39°C? den sonra yavaş soğutulur.</p>
<p>Hızlı soğutmada iki soğutma yöntemi bir arada kullanılır :</p>
<p> 1- Vücut ıslak çarşafla sarılır veya normal musluk suyu ile ıslatılır,</p>
<p> 2- Varsa vantilatör açılır ya da kapı pencere açılarak cereyan sağlanır.</p>
<p>Yavaş soğutmada bu iki uygulamadan sadece biri kullanılır.</p>
<p> * Bilinci yerindeyse, içecek bir şeyler verilir ( kesinlikle alkolsüz  içecek olmalıdır) .</p>
<p> * Kişi  hemen soğutma işlemine başlanarak hastaneye götürülmelidir,  aksi halde ölümle sonuçlanabilir.</p>
<p> ÖNEMLİ:</p>
<p>* Vücut ısısını düşürmek üzere vücuda doğrudan  BUZ UYGULANMAZ !</p>
<p>   Ya musluk suyuyla duş aldırılır, ya da vücut musluk suyu ile silinir.</p>
<p>* Yarı yarıya sulandırılmış sirkeli su ile vücudun silinmesi, özellikle çocuklarda ve yetişkinlerdeki ateş yükselmelerinde rahatlıkla kullanılabilecek soğutma yöntemidir.</p>
<p>  SOĞUĞA MARUZ KALMA :</p>
<p> Vücudun bir kısmı veya tümü soğuğa maruz kalabilir. 0°C veya altındaki soğuk, nem ve rüzgardan vücut etkilenir. Birkaç saat içinde soğuk yarası denilen yaralar oluşabilir. Soğuğun derecesi ve maruz kalınan süre yaranın şiddetini belirler.</p>
<p> Belirtiler:</p>
<p>- Organda hareket azalması, uyuşukluk,</p>
<p>- Şişme, morarma, ağrı,</p>
<p>- Büller (yanıklarda görülen su toplanması) ve yaralar.</p>
<p> İlkyardım:</p>
<p>* Ilık uygulama yapılır, organ ılık -soğuk arası su olan kaba daldırılır ve alıştıkça biraz daha sıcak su ilave edilerek yavaş yavaş ısıtılır. Ya da giysilerle örtülerle sarılarak ısınması sağlanır. ORGAN DOĞRUDAN SICAĞA TUTULMAZ !!! (Sıcak sobaya tutmak gibi)</p>
<p>* Büller patlatılmaz, yaralar steril kuru pansumanla kapatılır.</p>
<p> DONMA :</p>
<p>Genel olarak vücudun tümüyle soğuğa maruz kalması sonucu oluşur. Dokular, soğuğun etkisiyle yeterince kanlanamadığı, dolayısıyla da beslenemediği için sorunlar ortaya çıkar. Soğuğun şiddeti, maruz kalınan süre, giysi ve beden direncine bağlı olarak değişik belirtiler görülebilir.</p>
<p> Belirtiler:</p>
<p>- Başlangıçta deride pürüzlenme, kılların dikleşmesi, karıncalanma ve sızlamalar,</p>
<p>- Deride solukluk ve soğukluk,</p>
<p>- His kaybı,</p>
<p>- Aşırı bitkinlik, uyuşukluk, uyku hali, uykunun derinleşmesi ve katılaşma olabilir</p>
<p> İlkyardım :</p>
<p>* Donmayı önlemek üzere şeker içeriği fazla, sıcak şeyler yedirilir veya içirilir (çikolata, pekmez, çay, çorba vs).</p>
<p>* Giysiler giydirilir veya üstü kalın örtülerle örtülür; ıslak giysileri kuru giysilerle değiştirilir.</p>
<p>* Kişi uyutulmaz, mümkün olduğunca aktif ya da pasif hareket yaptırılır.</p>
<p>* Kişi ılık bir ortama alınarak, ortam ısısı yavaş yavaş yükseltilir.</p>
<p> ASLA YAPILMAYACAKLAR :</p>
<p> * Donmuş kişi doğrudan sıcak ortama, soba yanına alınmaz</p>
<p>* Karla ovulmaz, istenirse hafif yüzeysel, dairesel  masaj yapılabilirse de önerilmez</p>
<p>* Uyutulmaz</p>
<p>* Alkollü içecek verilmez</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/sicak-ve-soguk-carpmalarinda-ilk-yardim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salmonella Kaynaklı Gıda Zehirlenmeleri</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/salmonella-kaynakli-gida-zehirlenmeleri.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/salmonella-kaynakli-gida-zehirlenmeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:12:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Salmonella Kaynaklı Gıda Zehirlenmeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda yeni enfeksiyonların sıklığının azalmış olmasına karşın, özellikle belirli antibiyotiklere karşı direnç gelişteren suşların neden olduğu ve birbirinden ayrı olarak ortaya çıkan yeni salgınlar bildirilmiştir. JAMA da Washington ve California da bu tür üç salgın bildirilmiştir. Salmonella çoğunlukla az pişmiş ya da çiğ yumurta, tavuk, et ve pastörize olmayan yiyecekler yoluyla bulaşır. Korunmak için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yeni enfeksiyonların sıklığının azalmış olmasına karşın, özellikle belirli antibiyotiklere karşı direnç gelişteren suşların neden olduğu ve birbirinden ayrı olarak ortaya çıkan yeni salgınlar bildirilmiştir. JAMA da Washington ve California da bu tür üç salgın bildirilmiştir. Salmonella çoğunlukla az pişmiş ya da çiğ yumurta, tavuk, et ve pastörize olmayan yiyecekler yoluyla bulaşır. Korunmak için en iyi yol, bu tür gıda ürünlerini az pişmiş ya da çiğ yememek, mutfak tezgahını, yiyeceği hazırladığınız kapları ve ellerinizi iyice yıkamaktır.</p>
<p>SALMONELLA</p>
<p>Salmonella, insanlarda ishalli hastalığa neden olan bir bakteri grubudur. Genellikle, hayvan dışkısı bulaşmış yiyecekler yoluyla yayılır. Salmonella nın birçok farklı tipi vardır.<span id="more-251"></span></p>
<p>SALMONELLA YA NEDEN OLAN ETKENLER</p>
<p>*Çiğ ya da az pişmiş et, tavuk, yumurta ya da pastörize olmayan süt (pastörize olmayan sütten üretilen ürünler).</p>
<p>*Birçok hayvan kökenli çiğ yiyeceklerde bulunabilir, ancak yiyecekleri pişirmek çoğunlukla Salmonella yı öldürür.</p>
<p>*Gıda ürünleri yıkanmamış mutfak malzemeleri ya da bazı ev hayvanlarının dışkılarıyla temastan sonra ellerin yıkanmaması sonucu da enfekte olabilir.</p>
<p>*Yakın zamanlarda Gıda ve İlaç İdaresi, yaşlıların ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanların alfa-alfa filizi yememesini önerdi.</p>
<p>BELİRTİLERİ:</p>
<p>Salmonella ile enfekte kişide enfeksiyondan 12-72 saatte ishal, ateş ve karında kramp gelişebilir. Hastalık (salmonelloz) çoğunlukla 4-7 gün sürer ve hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. Ancak bazı kişılerde hastalık, hastaneye yatırılmayı ve antibiyotik kullanmayı gerektirebilecek kadar ağır olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler bu grupta yer alır.</p>
<p>HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI</p>
<p>*Tavuk, et ve yumurtayı yemeden önce iyice pişirin.</p>
<p>*Çiğ ya da az pişmiş tavuk, et, yumurta ya da pastörize olmayan sütten üretilen yiyecek, içecek ve diğer gıda ürünlerini yemeyin.</p>
<p>*Sebzeleri yemeden önce bol suyla yıkayın.</p>
<p>*Çapraz bulaşmayı önlemek için sebze, pişmiş ya da hazır yiyecekleri, pişmemiş yiyeceklerle çiğ yumurtadan ayrı bir yere yerleştirin. Çiğ yiyecekleri hazırladıktan sonra ellerinizi, bıçakları, tezgahı ve diğer mutfak malzemelerini iyice yıkayın.</p>
<p>*Yiyecekleri hazırlamadan önce ve hayvan dışkısıyla temas ettikten sonra ellerinizi iyice yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/salmonella-kaynakli-gida-zehirlenmeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mantar Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/mantar-zehirlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/mantar-zehirlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Mantar Zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Mantar Zehirlenmesi zehirli mantar bitkilerinin yenmesiyle ortaya çıkan, öldürücü olabilen bir gıda zehirlenmesi. Mantardan zehirlenmenin sebep ve şartları çeşitli olabilir. Öncelikle, bazı kimselerde görülen özel duyarlılık, (midye ve yumurtaya olduğu gibi) mantarlara karşı da tahammülsüzlük yapabilir. Sadece irkiltici özellikteki mantarların, hatta yenebilir olup da bozulmadan ötürü zehirli hale gelen mantarların sebeb olduğu bazı zehirlenme olayları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mantar Zehirlenmesi zehirli mantar bitkilerinin yenmesiyle ortaya çıkan, öldürücü olabilen bir gıda zehirlenmesi. Mantardan zehirlenmenin sebep ve şartları çeşitli olabilir. Öncelikle, bazı kimselerde görülen özel duyarlılık, (midye ve yumurtaya olduğu gibi) mantarlara karşı da tahammülsüzlük yapabilir. Sadece irkiltici özellikteki mantarların, hatta yenebilir olup da bozulmadan ötürü zehirli hale gelen mantarların sebeb olduğu bazı zehirlenme olayları, yanlışlıkla ölüme yol açabilir. Fakat daha çok bu gibi zehirlenmeler, birkaç gün içinde iyileşme ile son bulur.</p>
<p>Zehirli çayır mantarı (Amanita muscarina) ile zehirlenme çok mühimdir. Kuluçka dönemi kısadır. Mide-barsak bozuklukları, ardından sinir bozuklukları başgösterir bunlar irkilme,<span id="more-249"></span> sarhoşluk, sayıklama, çırpınma, göz bebeğinin genişlemesi gibi belirtilerdir.</p>
<p>Tedavi için; hastanın midesi yıkanır veya kusturulur. Müshil ve lavmanla barsakları boşaltılır, gerekli ilaçlar verilir. Gecikmiş vak&#8217;alar genellikle ölümle sonuçlanır.</p>
<p>Mantar zehirlenmelerinden korunmak için, rastgele her mantarı yememeli, mantarları çok iyi tanımalı, mantarlar ve zehirlenmeler konusunda bilgi sahibi olmalıdır.</p>
<p>Kaynak: Rehber Ansiklopedisi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/mantar-zehirlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasal Zehirler</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/kimyasal-zehirler.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/kimyasal-zehirler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:11:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Zehirler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[Cyanide
Yeni endüstriyel malzemelerin geliştirilmesinde ve metallerin temizliğinde kullanılan bir tür zehir. Etkileri, mide bulantısı, baş ağrısı ile şiddetli etkiye maruz kalındığında ortaya çıkan zor nefes alma ve bilinç kaybı. Tedavisi için etki şiddetine bağlı olarak çeşitli ilaçlar mevcut.
Anthrax
Toprakta bulunan ve normal şartlarda canlı sığır ve koyunları etkileyen bir tür bakteri. Çiçeklerde bulunan sporlar yoluyla nadiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cyanide</p>
<p>Yeni endüstriyel malzemelerin geliştirilmesinde ve metallerin temizliğinde kullanılan bir tür zehir. Etkileri, mide bulantısı, baş ağrısı ile şiddetli etkiye maruz kalındığında ortaya çıkan zor nefes alma ve bilinç kaybı. Tedavisi için etki şiddetine bağlı olarak çeşitli ilaçlar mevcut.</p>
<p>Anthrax</p>
<p>Toprakta bulunan ve normal şartlarda canlı sığır ve koyunları etkileyen bir tür bakteri. Çiçeklerde bulunan sporlar yoluyla nadiren de olsa bulaşıcı etkisi olabilir. Eğer sporlar teneffüs edildiyse, ateş, nefes darlığı ile kendini gösterir ve birkaç gün içinde ölümle sonuçlanır.<span id="more-247"></span> Antibiyotik ve aşı ile tedavi edilebilir.</p>
<p>VX</p>
<p>Kokusuz, sinirleri etkileyen bir zehir türü. Sıvı veya gaz halinde bulunan VX, oldukça ölümcül bir zehir. Sinir sistemini devre dışı bırakır. Aşırı dozda, 10 dakika içinde akciğerler ve kalp fonksiyonlarını yitirerek durur. Atropine adı verilen ilaç, vakit kaybetmeden kola, bacağa veya doğrudan kalbe enjekte edilmelidir.</p>
<p>Sarin</p>
<p>Sinir sistemini etkileyen renksiz, kokusuz enzim bloklarından oluşan bir gaz türü. Etkileri; mide bulantısı, nefes darlığı, bilinç kaybı, felç ve sonuç olarak ölüm. Atropine ve Pralidoxime, sarin gazının etkilerini tersine çevirir.</p>
<p>Botulinum Zehiri</p>
<p>Sağlıklı üretilmemiş konserve yiyecek kutularında yaşayan Clostridium botulinum adı verilen zehirli bir bakteri kullanılarak geliştirilmiştir. Bulanık görme, baş dönmesi, adalelerde ani güç kaybı yapar. Enfeksiyonu önlemek için geliştirilen antitoksin veya aşı kullanılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/kimyasal-zehirler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırık, Çıkık, Burkulmalarda İlkyadırm</title>
		<link>http://www.mircalem.gen.tr/kirik-cikik-burkulmalarda-ilkyadirm.html</link>
		<comments>http://www.mircalem.gen.tr/kirik-cikik-burkulmalarda-ilkyadirm.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:10:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XviD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Burkulmalarda İlkyadırm]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkık]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircalem.gen.tr/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[KIRIK : Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulmasıdır.
Çeşitleri :
- Kapalı kırık; deri bütünlüğünün bozulmadığı, çevre dokuların çok fazla zarar görmediği kırıklardır.
- Açık kırık; kırık kemik uçlarının görülebildiği, çevre dokuların zarar gördüğü kırıklardır.
 
Kırıkta belirti ve bulgular :
-  Ağrı,
-  Morarma,  çürük, şişlik
-  Şekil bozukluğu (deformite), simetride bozulma,
-  Hareket edememe, hareket kısıtlanması.
Kırıkta İlkyardım :
* [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRIK : Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulmasıdır.</p>
<p>Çeşitleri :</p>
<p>- Kapalı kırık; deri bütünlüğünün bozulmadığı, çevre dokuların çok fazla zarar görmediği kırıklardır.</p>
<p>- Açık kırık; kırık kemik uçlarının görülebildiği, çevre dokuların zarar gördüğü kırıklardır.</p>
<p><span id="more-245"></span> </p>
<p>Kırıkta belirti ve bulgular :</p>
<p>-  Ağrı,</p>
<p>-  Morarma,  çürük, şişlik</p>
<p>-  Şekil bozukluğu (deformite), simetride bozulma,</p>
<p>-  Hareket edememe, hareket kısıtlanması.</p>
<p>Kırıkta İlkyardım :</p>
<p>* Kanama varsa kontrol altına alınır, yara varsa kapatılır</p>
<p>* Kırığın çevre dokulara zarar vermemesi için ekstremite (kol veya bacak) desteklenir.</p>
<p>DESTEK (ATEL) : Kırığı tespit etmek ( hareket etmesini önlemek ) amacı ile kullanılan tahta parçası, mukavva, sert karton, yastık üçgen sargı bezi gibi malzemelere verilen genel ad.</p>
<p>Desteklerken (Atellerken) Dikkat Edilecek Hususlar :</p>
<p>-  Kırık parçalara kesinlikle dokunulmaz veya içeri yerleştirilmeye çalışılmaz</p>
<p>-  Kırığın üstünde ve altında yer alan eklemler de desteklenir ( atele dahil edilir)</p>
<p>-  Uçlara doğru (el ve ayaklar vücudun uç noktalarıdır) tüm eklemler desteklenir.</p>
<p>*  Şişlik ve ödemi önlemek üzere kol veya bacak yerçekiminden kurtarılır (kol ise kalp seviyesinde tutulur, bacak ise uzatılır).</p>
<p>*  Ağrı şiddetli ise ve kişi kendi içebilecek durumdaysa ağrı kesici verilebilir.</p>
<p>ÇIKIK : Eklemi oluşturan kemiklerden birinin yerinden ayrılmasıdır. Ligament ve kapsül yaralanması gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Eklem yüzeyleri birbirinden tamamen ayrılmış kemik uçları değişik pozisyonlarda kilitlenmiş olabilir. Herhangi bir hareket hem çok güçtür hem de ağrılıdır.</p>
<p>Çıkmaya en yatkın eklemler: parmak, omuz, dirsek, kalça, ayak bileği ve çene eklemleridir.</p>
<p>Belirti ve bulgular :</p>
<p>- Şekil bozukluğu,</p>
<p>- Hareketle artan ağrı,</p>
<p>- Morarma, şişlik,</p>
<p>- Hareket kısıtlanması veya kaybı.</p>
<p>Çıkıkta İlkyardım :</p>
<p>* Hareket etmemesi için desteklenir. Desteklerken kıvrılma varsa ve açılmıyorsa zorlanmaz, bulunduğu halde tespit edilir .</p>
<p>* Ağrı kesici verilebilir.</p>
<p>* Hastaneye götürülür.</p>
<p>BURKULMA: Eklemin normal hareket sınırının ötesine bükülmesi ve gerilmesi sonucu, kapsül ve ligamentlerin zedelenmesi veya yırtılmasıdır. Daha ziyade diz, ayak  ve el bileğinde meydana gelir.</p>
<p>Bulguları :</p>
<p>- Hassasiyet, şişlik, morluk, ağrı, harekette kısıtlanma.</p>
<p>Burkulmada İlkyardım :</p>
<p>* Ekstremite (kol veya bacak) hareket ettirilmez, dinlendirilir.</p>
<p>* Yükseğe kaldırılır (yerçekiminden kurtarılır) .</p>
<p>* Morarma ve şişliği önlemek üzere soğuk uygulama yapılır. Olayın üzerinden birkaç saat geçmişse, soğuk uygulamanın yararı yoktur, bu durumda şişlik, morluk ve ağrıyı azaltmak üzere sıcak uygulama yapılabilir.</p>
<p>Soğuk uygulama için : buz torbasına veya sağlam bir plastik torbaya buz parçaları konup, havluya ya da bir yastık kılıfına sarıldıktan sonra burkulan kısma yerleştirilir.</p>
<p>Sıcak uygulama için : Derin bir kaba ılık-sıcak arası su konur ve burkulan kısım içinde 15 dakika kadar bekletilir. Günde birkaç kez yapılacak bu uygulama iyileşene kadar tekrarlanabilir. Ya da sıcak su içinde ıslatılmış sıkılmış havlu ile bölge sarılır hemen soğumaması için üzerine naylon örtülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircalem.gen.tr/kirik-cikik-burkulmalarda-ilkyadirm.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
